Kumarhane Kapitalizmi Değil, Üretim Biçimi!

Emekçilerin refah artışı dışında herşey bir önceki örnekteki ile aynı görünecektir. Bu açıdan varsayılan herşey kendisine harcanmış emek zamanını temsil eden, gerçek bir değere sahipti. Dahası bu 250 TL ile tüketeceğimiz gerçek bir değerin piyasada bulunmadığı da ortadadır. Dahası koşullarımız aynen devam ediyorsa, 15000 sanal değeri olan yatırım şirketimizinde, (ki buna sanal şirket demekte herhalde sakınca olmaz) yıllık yüzde 5 büyüme potansiyeli taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu 20 TL olan rantların hak sahipliğinin 1000 TL sanal değeri olması demektir. Bu ise sermayenin kendini çoğaltma güdüsünün canlı taşıyıcılarının ortaya çıkması demektir. Bu türden büyümede parasal büyüklüklerin artışı karşılıkları olan emek zamanlarının da artışları demektir. Halbuki en zeki olanların bile çöküş yaşanmadan önce bu türden budalalıklardan paçayı kurtaramadıklarına ilişkin hikayelerde epey çoktur. Gerçek sermaye tıkır tıkır işlemekte olsa bile, böyle bir çöküş yatırım şirketlerinin açıklayacağı devasa zararlarla bir çoklarında herşeyin yok olduğu hissini uyandıracaktır. Böylece bizim gerçek değerler şirketimiz özsermayesinin 5 katı piyasa değerine ve yatırım şirketimiz ise özsermayesinin 3 katı piyasa değerine sahip olmuş olmaktadır.

kumarhane baskını kaçıncı bölüm Bu durumda biz sanal artı-değerimizi, yine sanal değerler olarak tüketebiliriz. Kritik bir durumda ise faiz oranına herhangi bir üst sınır koymak olanaklı değildir. Faiz oranının sürdürülebilir üst sınırı kar oranıdır. Bu durumun kendisini açık edeceği yer artı-değer oranının büyümesidir. Bu geleneksel olarak bilinir ve hisse senetlerinin değerlemesinde faiz oranının tersini gösteren Fiyat/Kazanç oranı aynı işlevi görür. Faiz oranı kural olarak bundan az olmalıdır. Sermaye birikiminin büyüme oranı ile faiz oranı arasındaki açı, karşılıklı konulan aynalarda olduğu gibi sonsuza uzayan görünümler oluşturmaktadır. Tamamen reel bir olgu olan artı-değer kitlesi ile faiz oranı birinci elden bir sanal sermaye oluşumuna yol açmakla kalmıyor, toplam artı-değerin gelir ve yatırım olarak bölünme oranı ile belirlenen birikim oranı, faiz oranı ile oluşturduğu açı sayesinde, sonsuza uzayan finansal şişme için nesnel bir zemin yaratıyor. Süreç içerisinde çok çeşitli faiz oranları gündeme gelse bile, genel finansal şişme nihai olarak bu faiz dalgalanmalarından etkilenmeyecektir. Ya da faiz oranındaki negatif etkilere daha dayanıklı bir finansal büyüme gözlenecektir.

Finansal balon bir önceki ile aynı mekanizmalarla yine oluşacak ve orada söylenenler aynen burada da geçerli olacaktır. Biz yıllık yüzde 5 oranında bir birikim varsaymıştık. Gerçek artı-değerin birikime yönlenmiş olan 50 TL si içinden 30 TL kadarını tüketmeye kalkışırsak, birikim oranını yüzde 2 ye düşürmüş oluruz. Dikkat edilirse, böyle özel bir örnekte, sanal değer büyümesi gerçek sermaye büyümesini birebir yansıtır. Geriye kalan 50 TL sermaye birikimini sağlıyordu. Büyüyen emek kullanımı ile, artan sermaye birikiminin koşut olarak hareket ettiği böyle bir ortamda, birikim büyüklüğü, artı-değerin gelir olarak tüketilen kısmından artan kısmının büyüklüğü ile belirlenir. Sermaye sahibi sermayesinin ürettiği artıyı gelir olarak tüketirken sermayenin hakkından hırsızlık yapıyor gibidir. Sermaye sahipleri, sermayenin varoluşundan beslenirler, onların gereksinimleri, sermayenin kendini büyütme ihtiyaçlarından indirim anlamına da gelir. Yatırım bankaları, holdingler, bankalar, fonlar, sanayi şirketleri hep birlikte hayali sermaye ile gerçeğinin karmakarışık olduğu bir bileşim içerisindedir. Bunlar yatırım malları ile birlikte artı-değer ve aynı anlama gelmek üzere artı-ürün idiler.

Bunlar daha ilk andan verili idiler. Rantlar 100 TL olan artı değerin 20 TL sini alabilir. Toplam 100 olacak şekilde artı-değerin alt bölümleri birbirlerinin aleyhinde olmak üzere değişebilirller. Genel kar toplamını alt başlıklarına bölersek tüm rantlar, faizler ve girişim karları o belirli ana özgü payları ile ele alınabilirler. Bu durum pratikteki kar oranının, toplam artı-değer ile belirlenen kar oranından daha düşük olmasına yol açar. Bu birikmiş cansız emek, canlı emek tarafından kendi ihtiyaçlarını üretmek için harekete geçirilir. Canlı emek kendi yeniden üretiminden ötesine gereksinim duyamaz. Dahada zenginleşirken, perhize başvurmak olanaksız olmasa da, herhalde epeyce zor birşey olsa gerektir. Faciaların bilgisi epeyce köklüdür. Aşma işlemine vesile olacak çeşitli durumlar olabilir. Bu ise bilimsel doğrulardan uzaklaşmak anlamına gelecektir. Piyasa hareketleri eğer faiz sabit ise bu belirsizliğe dayanarak oluşurlar. Gelir haklarının, değerinin hesaplanmasında belirleyici olan faiz oranıdır. Değersizleşip yok olması, ya da değersizleşerek yok olan sermayenin yerine geçmesi de olasıdır. Borsa balonları, köpürmenin kimyası, sanal sermayenin hareketi, kabarcıkların yörüngesi…

Diğer Yazılar